basarak

1. pressing (prep.) 2. printing (prep.) 3. overwhelming (prep.)

Turkish-English dictionary. 2013.

Look at other dictionaries:

  • 2001 in Afghanistan — NOTOC See also : 2000 in Afghanistan, other events of 2001, 2002 in Afghanistan and Timeline of the War in Afghanistan (2001 present). EventsJanuary* January 1 The Afghan Northern Alliance captured the Ghalmin district in Ghor province,… …   Wikipedia

  • akordiyon — is., müz., Fr. accordéon 1) Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika 2) Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma Her adım atışında koyu lacivert… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ayı — is., hay. b. 1) Memelilerin etobur takımından, beş parmaklı, tabanlarına basarak yürüyen, yurdumuzda boz türü bulunan, iri gövdeli hayvan (Ursus arctos) 2) ünl. Kaba saba olan insanlar için kullanılan bir seslenme sözü Birleşik Sözler ayıbacağı… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • basılma dayanımı — is. Dokusunu basarak ezmeye çalışan dış etkilere ağacın gösterdiği direnç …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • basmak — e, ar 1) Vücudun ağırlığını verecek biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak Bastığın yerlerde güller açtı, sarıldı ayaklarına. C. Külebi 2) Küçük çocuklar ayakta durabilmek 3) Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek Motor… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • beşik — is., ği 1) Bebekleri yatırmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan, tahta veya demirden yapılmış sallanır bir çeşit küçük karyola Ayaklarının ucuna basarak beşiğin yanına geldi. H. E. Adıvar 2) Ambalajlanacak malın biçimine uygun olarak alta konulan… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ezmek — i, er 1) Üstüne basarak veya bir şey arasına sıkıştırarak yassılaştırmak, biçimini değiştirmek Ben kendi hesabıma aruzu bir bal mumu gibi ezer, oynar, istediğim şekle sokardım. E. B. Koryürek 2) Ağır bir şey, başka bir şeyin üzerinden geçmek,… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • fil yürüyüşü — is., sp. Ellerin ve ayakların gergin kol ve bacaklarla birbirine çok yakın basarak oluşturduğu bir yürüyüş biçimi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • gazap — is., bı, Ar. ġażab Öfke, kızgınlık, hiddet En önde Tevfik, en arkada cüce, birbirinin ayaklarına basarak Emine nin gazabından sokağa fırladılar, karanlıkta birdenbire kayboldular. H. E. Adıvar Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller gazaba gelmek… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • göğüs — is., ğsü 1) Vücudun boyunla karın arasında bulunan ve kalp, akciğer vb. organları içine alan bölümü, sine 2) Bu vücut bölümünün ön tarafı, sırt karşıtı Genç ve meçhul kadın çocuğunu göğsüne basarak girdi. A. Gündüz 3) Bu bölümün içindeki organlar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kaz adımı — is., ask. Dizi kırmaksızın ve ayağı sert bir biçimde yere basarak yürüme biçimi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.